canlı destek



Karbon Ayak İzi oluşumunu kişisel karbon ayak izi ve kurumsal karbon ayak izi olarak ikiye ayırabiliriz. Bireysel faaliyetlerimiz veya kurumsal faaliyetlerimizin sebep olduğu sera gazları etkisi ile dünyamız her geçen gün biraz daha ısınmaktadır.

Bizlerin dünyamız için yapabileceği çok şey var ancak bunun için öncelikle sebep olduğumuz etkiyi biliyor olmamız gerekmektedir. Bu durumda da kişisel veya kurumsal karbon ayak izimizi yani gerçekleştirmiş olduğumuz eylemlerin karbon cinsinden değerini hesaplıyor ve takip ediyor olmamız gerekmektedir.

Ayrıca yapmış olduğumuz hesapların da geçerliliğinin anlam kazanması için üçüncü bağımsız bir göz tarafından doğrulanıyor olması gerekmektedir.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI ve KARBON AYAK İZİ

Sanayi ve teknolojinin sürekli ilerlemesi, gelişim göstermesi, üretimin ve tüketimin artması sonucu azalan doğal kaynakların da etkisi ile iklim değişikliği baş göstermiştir. “Eskiden havalar böyle değildi.” cümlesini günümüzde daha çok söyler hale gelmemizin sebebi iklim değişikliğidir.

İklim değişikliğinin bireysel olarak veya belirli kurum ve kuruluşlar bazında çalışmalar yapılarak engellenmesinin mümkün olmaması sebebi ile uluslararası ölçekte anlaşmalar ve çalışmalar yapılmasına karar verilmiştir. Paris İklim Anlaşması da iklim değişikliği konusunda uluslararası bir anlaşmadır.

Paris İklim Anlaşması dünya üzerinde uzun süreli kalıcı etkiler elde etmek için, kısa süre içerisinde uluslararası ölçekte sera gazı etkisi yaratan tüm ülkelerle birlikte sera gazı emisyonlarını sınırlandırmayı hedeflemektedir. Sera gazı emisyonlarını nötr hale getirmek, hatta mümkünse sıfırlamak için çalışmalar yapılmasını ifade etmektedir. Paris İklim Anlaşması; 2016 yılında Türkiye tarafından imzalandı ve 7 Ekim 2021’de TBMM’den geçerek yasalaştı. Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” 7 Ekim 2021 tarihinde resmi gazetede yayımlandı.

YEŞİL MUTABAKAT

AB’nin 11 Aralık 2019 tarihinde açıklamış olduğu Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ardından AB ile her türlü iş birliği, ticaret vb. çalışmaları olan ülkelerde de ticari anlamda bir yeşil dönüşüm çağı başlamıştır.

Avrupa’da başlayan yeşil dönüşüm rüzgârının Avrupa Birliği ülkeleri ile ticari anlamda birçok iş yürütmekte olan ülkemizi de etkilemesi sebebiyle, ülkemizde de 16 Temmuz 2021 tarihinde Yeşil Mutabakat Eylem Planı’na ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayınlanmıştır. AB’nin de 2050 yılında karbon-nötr ilk kıta olma hedefini koyması sebebiyle de yeşil dönüşüm politikaları hız kazanmıştır.

İlk etapta beş sektör için zorunluluk getirilmiş gibi görünse de tüm sektörler birbirinin tamamlayıcı birer halkası olması sebebi ile herkes dolaylı da olsa yeşil dönüşüm içerisine girmek durumundadır.

Bu sebeple başta çimento, elektrik, gübre, alüminyum ve demir-çelik sektörleri olmak üzere Avrupa ile iş birliği içinde olan firmaların 2023-2026 yılları arasında karbon emisyonlarını izlemesi ve üçer aylık periyotlar halinde raporlaması talep edilmektedir. Daha sonraki aşamada ise raporlanan bu verilerin yetkili kuruluşlar tarafından doğrulanması talep edilecektir.

Aylık tüketmiş oldukları doğal gaz miktarı jeneratörlerinde tüketmiş oldukları motorin miktarı klima sistemleri ve soğutucu gaz kullanan üniteler (ör: buzdolabı, su sebili vb.) bunların envanter kayıtları dikkate alınmalı.

Araçlar personel servisleri kaç tane personel servisi var kaç tane kiralık araçları var kaç tane araç olduğu

Aylık gelen elektrik faturalarının tamamı değerlendirilmeli.

Karbon ayak izi nasıl hesaplanır?

Kategori 1: Doğrudan GHG emisyonları 
Kategori 2: İthal edilen enerjiden kaynaklanan dolaylı sera gazı emisyonları
Kategori 3: Ulaşımdan kaynaklanan dolaylı sera gazı emisyonları
Kategori 4: Bir kuruluş tarafından kullanılan ürünlerden kaynaklanan dolaylı sera gazı emisyonları 
Kategori 5: Kuruluşun ürünlerinin kullanımıyla ilişkili dolaylı sera gazı emisyonları 
Kategori 6: Diğer kaynaklardan dolaylı sera gazı emisyonları